Genç Yazılar
Genç Hikayeler
Genç Şiirler
Genç Makaleler
Genç Fikirler
Genç Mizah
Haftanın Genç Yazısı
Genç Yazarlar Komitemiz
Üyelik İşlemleri

mail.jpg (2821 bytes)

Yazılarınızı göndermek için tıklayın

 
 
Yazarın adı penta
Yazının baslığı Yılmaz Erdoğan'dan Uyarlama
Adınız
Yorumunuz
NOT:Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Bu yazı 23.04.2006 tarihinden beri 487 kez okunmuştur
Yazının Başlığı Yazar Adı Gönderilme Tarihi
Yılmaz Erdoğan'dan Uyarlama penta 23.04.2006
sıcak ve uluslararası vip salonlarında vazgeçtim vatandaş olmaktan ve evrak çantamda baharlı havyar kokusuydu makam...

ben sana bir gün "artistik yapma lan" deme ihtimalini sevdim. meclisin çiğ köfte kokan, mısır lekeli yıllarında ankara'da petrol krizli sonbaharlar yaşanırdı o zaman kızmaya başladım herkese...

ve bu öfke öyle uzun sürdü ki, adam gibi öfkeleri özlemeye başladım sonra.. bizim said nursi'lerimiz vardı... bir de rahlelerin üstüne yazı yazma imkanı... yumurta kokan kimi arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, sağcılık oynamaya başladık..

ben başbakan oluyordum sen maliye bakanı, geri kalanlar milletvekili... sarı boyalarla unut ikliminde harfler yazılıyordu pütürlü duvarlara ve türk dil kurumu'na inat bir türkçeyle... ağbilerimizden öğrendik, a harfinden ampul figürleri türetmeyi.. ankara'ya usul usul amerikan emirleri yağıyordu. ve açık-kapalı mekanlarda savaşmayı öneriyordu haber bültenleri.

oysa ankara'da hiç bağırmadım ben. parti disiplin kurulunda tartışılan öfkem olmadı benim.. meclisçe gidilen ziyaretlerde canımızı sıkan çıkıntı vatandaşları saymazsak.. ankara'ya usul usul nefret yağıyordu.. ve çizmenin belli bir noktasını aşmamayı öneriyordu haber bültenleri.

oysa hiç öyle çizmem olmadı benim ve hiç bir çizimi de mahkemesiz bırakmadım karikatürlerin ortasında sevimli bir başbakan yüzüydüm sadece sana ulanlar biriktiriyordum vatan bilgisi defterimde, ama sen yoktun ben,senin beni kızdırabilme ihtimalini seviyordum, suni memleket ziyaretlerinde özel uçak beni hep zamansız, amansızca bir doğu griliğine götürüyordu ben,senin benimle kasımpaşa'da atışabilme ihtimalini seviyordum. ben, senin ananı alıp gitme ihtimalini seviyordum.

dip sıcağı koltuğa çekiyor da tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini sonra uçak oluyordum, havadaki yolların çare bilmez sürgünü ne yana baksam çiftçi ve vatandaş sanıyordum mersin ovasının yalancı maviliğini kızıveriyordum bir süre yanımıza gelen kötü ağızlılarla yarışıyordum,yanağım uçak camının garantisinde uçak oluyordum bir şehirden bir iç şehire vatandaşa yaklaştıkça büyüyordum.

paranın sesini başına koyuyordum şarkılarımın listesinin korkuyordum sonra iniyordum uçaktan havaalanından şehir meydanına giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en kızgın, ömrümün en sinirli yolunu koşuyordum. çünkü sonunda hısım oluyordum, hasım kokuyordum sonunda..

sıcak ve uluslararası vip salonlarında vazgeçtim vatandaş olmaktan ve evrak çantamda baharlı havyar kokusuydu makam ben seninle bir gün van'daki bir kent meydanında ben seninle sadece gelmek zorunda kalanların geldiği bir yol üstü lokantasında ben seninle, ağrı dağına pastörize yumurta kıvamında bakan doğubeyazıt'ın herhangi bir toprak yolunda ben seninle herhangi bir insan dilinin kemiksiz coğrafyasında olma ihtimalini sevdim ben senin, ananı alıp gitme ihtimalini sevdim!

Bu yazıya oy verin < çok iyi > < iyi > < orta > < vasat > < kötü >

 

 
Genç yazarlar Kulübü / Web Tasarım : Orhancam