| |
|
|
|
Bu yazı 8.07.2010
tarihinden
beri
1699
kez okunmuştur |
| Yazının
Başlığı |
Yazar
Adı |
Gönderilme
Tarihi |
|
okunmayan yaşamlar |
Belirtilmedi |
8.07.2010 |
|
Poyraz çok sert esiyor bu gece.Ellerim donmuş,kaskatı birer parça halinde.Çok umursamıyorum,hissedemiyor um
onun ağrısını içimde.Boş ve eski bir sokağın yaşlanmış merdivenlerine
oturmuş,sırtımı taşa yaslanmışım.Görenler gecenin kör karanlığında
kendi bedeninden bağımsız bu genci rahatsız etmek istemiyorlarmış
gibi.Zaten dert ortağımı lazımki bana.Ne içki ne sigara ne de bi
başkası geçici ferahlıklardan başka bişey getiremezki.Onlara da
küstüm.Şu canını sevdiğim şehrede.Hüzün bütün kaldırımlarını
kaplamış.Buram buram yalnızlık kokuyor artık bana.İçim,içimde birşey
var tarif edemediğim.Sebepsiz yere sıkıştırıyor kalbimi.Bir kötü anı
mı,unutuldu zannedilip beyne çöken? Aslında,keşke sıyrılsam usulca şu
bedenimden.Belki ağrıların arasına saklanan derdimi bulurum.Belki
yorgun ruhum huzura kavuşur...Hayır,toparla kendini!.Bak üşüyorsun hala
bedenin seninle birlikte.Etrafına baksana kaldırımlarda gezinen insan
yığını sana yaşamı hatırlatmalı...
İç alemimde gezinirken yanıma iri yapılı,babacan bir kahveci yanaştı.bana doğru bakıp;
-Hey oğlum üşümüşsündür sen orda bea.kaçtır bakıyorum camdan acıdım
doğrusu,yüreğim el vermedi orda oturmana.Gelsene kahveye.Korkma korkma
çaylar benden diyerek gülümsedi.
Nedense bende gülümsedim.Kahveci gelmeden önce epeydir orada oturduğumu
farketmemiştim.Israrlı bakışlarına karşın istemeye istemeye girdim
kahveye.İçeriye girdiğimde ağır bir sigara kokusu ve yoğun bir duman
karşıladı beni.Gerçekten üşümüştüm iliklerime kadar.Yalnız,bu adam
neden bu kadar yakın davrandı ki bana.İlginç.Ortamda sıcak fakat
kendini koyuvermeye elverişli değil.Nitekim kalın bıyıklı,siyah paltolu
bir amca hal hatır sordu sonra sonra tipik türk insanı profiline
bürünüp hayat hikayesini anlatmaya başladı.
-Hayat zor be evlat.düşmez kalkmaz bir Allah ama şurda gördüğün tüm
insanlar düşmeye alıştı bilirmisin.Etrafına baksana bi.Neden bu kadar
insan gecenin bi yarısı şu soğuk kış gününde sıcacık yuvaları yerine bu
kahve köşelerini tercih ederki.Nedeni basit be oğul.O eve gidecek
yüzleri yokki.Ne götürecekleri bir ekmekleri ne de pişirebilecekleri
yemekleri var.Hepsi yoksuldur bunların.O evlere gidemezler.Kendilerine
benzeyenlerin yanında olmak isterler.Acılarını azaltır.
Bu arada kahveci çayı getirdi.Adama dönüp;
-Yahu şemsettin bırak çocuğu Allah aşkına.Zaten buz kesmiş sabi bide sen şişirme çocuğun kafasını.
Bana dönerek;
-Bakma sen bu böyledir.Her gelene aynı şeyleri anlatır.Sen takılma ona yahu.İç çayını için ısınsın.
Şemsettin;
-Yahu rüstem abi ne alakası var şimdi.Ne şişirmesi çocukla muhabbet ediyoruz.Hadi işine,ne karışıyorsun bize.
-İyi be be ne halin varsa gör.Geveze!
-Neyse sen geç onu.Nerdensin ne iş yaparsın buraya neden uğradın diye
sormayacağım.Zaten halinden konuşmaya niyetlide değilsin.Ama canını
sıkan birşeyler var belli.
-Yok.yani var...ama bende kalsın.Başkalarına sorun gibi gelmeyebilir.Şu insanlara hiç gelmez.Yadırgarlar.Kafalarında yanıtlayamayacakları soru işaretli olur.Dışlarlar anlayacağın.
-Doğrudur.Haklısın.Dikkat ettiysen bende onlara sırtımı
çevirmişim.Kahveciyi görmüyormusun.Beni geveze bellemiş.Aslında iyi
adamdır.Hepsi öyle.Ama anlayışsızlar ya iyilikleri batsın bana ne fayda.
Çayımı yudumluyordum.İyi gelmişti doğrusu.Adamda iyi muhabbet ediyor.Ne
yapsam kalsam mı acaba?Hayır.Derdimi içimde yaşamalı bana
unutturanlardan uzaklaşmalıyım.Kimbilir bu tanımadığım amca beni
dinleyecek.Belki geçici bir huzur kaplayacak yüreğimi.Ya sonra?sıcak
çayım bitip soğuk rüzgarın koynuna atıldığımda aynı huzur hızlı bir
şekilde göç etmeyecek mi...İri,mavi gözlerine bitkin bir şekilde
baktım.İçimdeki bulantıyı anlamış olmalı.
-Oğlum seninde içinde seni esir eden bazı şeyler var biliyorum.Şu
çevrendeki her insanda şu şehrin geçici kalabalığını oluşturan her
insanda o bazı şeylerin kırıntıları var emin ol.Yalnızmıyızki.Görünürde
öyle,ama tüm acıları kendi içlerinde yaşayan insanlar birgün
yalnızlıklarının farkına varacaklar.Ve o gün birbirlerini daha iyi
anlayacaklar.Sen,metin ol.
Çok anlamlıydı.Boğazım düğümlendi.Babamı hatırladım. O da hep böyle
konuşurdu.İri,mavi gözleri aynı babamınki gibiydi.Ben o gözlerden hep
kaçırmıştım gözlerimi.Şimdi ne çok özlüyorum...
-Ben..müsadenizi isteyeyim amca.Çok,hoştu...
Gözlerimi kaçırarak dışarıya fırladım.Sokakları hızlıca koştum
birilerinden kaçarcasına.İnsanlar deli gibi bakıyorladı.Geçmişim...geçmişimi hatırladım ansızın yine.Beynimin sandıklarına kilitlemiştim oysa onları.
Rahatsız edici çok rahatsız edici...
Eski tahta bir köşk gördüm.Hemen orada durdum.Burası,küçüklüğümdeki
evimize çok benziyordu.Hemen girdim içeri hışımla.Yıkık,dökük ve
viraneydi.Dışarıya baktım.Ailem gözlerimin önünde canlandı
birden.Kızkardeşim,babam ,annem kartopu oynuyorlardı.Hafifçe
yaklaştım.Elimi cama götürdüm.Görüntü dağıldı,yokoldu...
Olduğum yere çöktüm.Ağlıyordum hıçkırarak.Sesim,odanın tüm akislerinde
dalgalanıyordu.Eski merdivenler,kahveci,iri mavi gözlü adam,sokaktaki
insan bakışları birbir geçti gözümün önünden.Büzüldüm içime
doğru.Yavaşça,usulca...Gözlerim akan kanımı görünce bi not yazdım kısaca,buruşmuş bir kağıt parçasına...
''Olmayı veya olmamayı tercih etmek bu kadar zor değildi.Şu gördüğünüz ceset,sizlere birşeyleri haykırmak isterdi.
Yalnızız heyhat!
Hemde çok...''
İlhan Kaan Vuraler
|
|
|
|