Genç Yazılar
Genç Hikayeler
Genç Şiirler
Genç Makaleler
Genç Fikirler
Genç Mizah
Haftanın Genç Yazısı
Genç Yazarlar Komitemiz
Üyelik İşlemleri

mail.jpg (2821 bytes)

Yazılarınızı göndermek için tıklayın

 
 
Yazarın adı Belirtilmedi
Yazının baslığı Romanımın ilk bölümü
Adınız
Yorumunuz
NOT:Yorumunuz incelendikten sonra yayınlanacaktır.
 
Bu yazı 24.05.2009 tarihinden beri 842 kez okunmuştur
Yazının Başlığı Yazar Adı Gönderilme Tarihi
Romanımın ilk bölümü Belirtilmedi 24.05.2009

Herkezin gözlerini yumduğu yerde gölgelerin üzerine kapaklanmıştım.Beni gören tek göz aya aitti.Güneşin benimle vedalaşıp yerini aya bıraktığı zamandan beri buradaydım.Birazdan ayda benimle vedalaşıp yerini güneşe bırakacaktı.Bu vedalaşmalar belkide ömür boyu bibirlerini izleyeceklerdi ancak bunun ne önemi vardı ki?o ellerimden gitmişti artık.Ellerimden kayıp giden diğer şeylerden sonra sıra onada gelmişti.Şimdi gölgelerin içindeki mezarın üzerine yüzüstü kapaklanmıştım.Saçlarım dağılıp toprağa düşmüşlerdi...onun toprağına.Gözlerim yüzüme tamamen yapışmış olan saçlarımı es geçip toprağa yönelmişlerdi...onun toprağına.Ortamdaki tek koku burnumu kesen toprağın kokusuydu...Onun toprağının kokusuydu.

Nefes alışlarım zayıflamışlardı sanki vücudum beni burada öldürmek için direniyordu.Kim bilir doğru olanda belkide buydu aslında,onun ölümünden sonra yaşamamın ne anlamı kalmıştı ki?O benim kalbimdi ve şimdi kalbim aşağıdaki toprağa gömülmüştü.Kalbi vücudundan ayrılan bir insanın yaşamaya ne hakkı vardı ki?o benim kalbimdi ve şimdi kalbim aşağıdaki toprağa gömülmüştü.Kalbi vücudundan ayrılan bir insanın yaşamaya ne hakkı vardı ki?Bir insanın kalbi vücudundan ayrıldığında o insanın hayatı sona ermezmiydi?

Şimdi tüm dünyadan soyutlanmış bir varlık gibiydim.Dünyadaki,çevremdeki herşey yabancı gibiydim kendimi buraya ait değilmiş gibi hissediyordum düşüncelerden oluşan bir varlık gibiydim kolumu kıpırdatmak,ayağa kalkmak hatta iliklerime kadar işlemiş olan soğuğun karşısında titremek bile imkansız geliyordu bana.Bir insan kalbi olmadan nasıl olurduda yaşayabilirdi ki?oysa benim kalbim şimdi üzerinde yüzüstü yattığım toprağın altında bulunuyordu ve ben yaşıyordum.Nasıl oluyorduda nefes alıyordum bunun olmaması gerekmezmiydi?ama yapıyordum işte yapamamam gereken bir şeyi yapıyordum.

 

 

Mariah bir trafik kazasında ölmüştü Edirneden İstanbula dönerken geçirdiği bir trafik kazasında.Yola çıkarken alkol almıştı.Zaten bu tam ona göre birşeydi hiçbirşeyi umursamadan her türlü belaya bulaşmak tam onun işiydi.Sonraysa olan olmuştu direksiyon hakimiyetini kaybedince yoldan çıkarak bariyerleri aşmış ve bir ağaca vurmuştu.Kaza yerine en yakın ekip geldiğinde ise onların yapabilecek hiçbir şeyi yoktu zaten aracın patlamamış olması bile bir mucizeden ibaretti.

Gözlerim kapanmak için çırpınıyordu bense çaresizce onlara engel olmaya çalışıyordum çünkü onlar kapanırsa başka şeylerin açılacağını biliyordum.Gözkapaklarım kapanınca Mariah ın görüntüsü karşıma çıkacaktı bunu biliyordum ve içimdeki yarayı dahada derinletecekti.

Ama yinede gözlerimle yaptığım anlamsız savaşı kaybediyordum şimdi gözkapaklarım yavaş yavaş kapanıyordu...Peki ya onu kurtarabilseydim diye düşünüyorum içimden ve sonra gözlerimin kapanması ile birlikte o karşımda beliiyor.

Mariah ile aynı araçtaydık Mariah ın kaza yapıp hurdaya çevirmeden birkaç saniye önce kullandığı araçta.O yanımda sürücü koltuğundaydı ve onun gözlerine bakıyordum bir meleğin gözlerine bakarmışçasına ama sadece buda değil cennete dım atmış bir insanın etrafına bakınması gibi bakıyordum onun gözlerine.Sonra onun durumunu fark ediyorum o akadar alkollüydü ki bu haliyle değil araba kullanmak yürüyebilmesi bile imkansızdı.Sonra yavaş yavaş başını bana doğru çeviriyor,şimdi bir meleğin yüzü bana bakacaktı.Ama benim orada olduğumu göremiyor yanımdaki cama umursamazca bakıyor sonra tekrar yola bakmaya devam ediyor.Ama onun gözlerinin yola bakmasının hiçbir anlamının olmadığına inanıyordum onun yola bakması kör bir adamın yola bakmasından farksızdı.

Şimdi dirksiyon hakimiyetini kaybediyordu araç hızla sağa savruluyordu.Sonrada ben direksiyonu iki elimle kavrayarak aracın tekrar yola girmesini sağlıyordum.

 

 

 

 

Belki onun hayatını daha öncedende koruyabilirdim daha o bu lanet yolculuğa çıkmadan önce.İçimdeki tüm hücreler bir şekilde zamanı geriye alarak onu koruyabilmeyi istiyorlardı.

Gözlerimdeki görüntü değişti.Şimdi o bu lanet yolculuğa çıkmadan önceki zamana ait görüntü zihinimde canlandı.O alkol aldıktan sonra yola koyulmak için kaldığı evden çıkınca ben onu telefonla arıyordum.

"Selam tatlım" diye açıyordu telefonu sesindeki sevinç ve mutluluk gözlerimde artık kalmadığına inandığım gözyaşlarımdan birkaçının daha kapanmış olan gökapaklarımdan dışarı sızmasına sebep oldu.

"Buraya gelmeni istemiyorum"

"?"

"Yola çıkmanı istemiyorum"

"Anladığımı sanmıyorum tatlım.İyimisin?sesin kötü geliyor.Her şey yolundamı?"

"Ben iyiyim.Bak sadece bugün yola çıkma okadar tamammı? hatta gerekiyorsa hiç çıkma hep orada kal"

"Gelmemi istemiyormusun"

"Hayır öyle değil" sonra aklıma onu orada tutmak için ilk gelen fikiri söylüyordum. "Sen orada kal çünkü ben Edirneye geliyorum."

Bu şekilde yine o aptalca kaza gerçekleşmemiş oluyordu.Gözkapaklarım yavaşça aralandı ve beni gerçeğin acısıyla tekrar baş başa bıraktı.

 

 

 

Mariah ın canazesini ailesinin Rusyaya götürmemiş olmasına şaşırmıştım.Ama onu buradan ayırmadıkları için onlara minnettardım.Cenaze sırasında ellerim sürekli onun tabutunun üzerindeydi o halimle insanların Mariah ın ölümünden çok benimle ilgilenmiş olmalarına şamamak gerekiyordu.Onu gömmeye kalktıklarında onlara engel olmuştum.Mariah ın anne ve babasının yüzlerine deliye bakar gibi bakmıştım onlar nasıl oluyorduda kendi kızlarını gömmeye çalışabilirlerdi o daha birkaç gün öncesine kadar benim kollarımın arasındayken şimdi nasıl olmuştuda onu gömmekten söz edebilirlerdi.Neyseki onun ailesi beni teselli etmek için uygun sözleri bulabilmişlerdi.

Burada daha fazla durmak anlamsızdı kalkmaya çalıştım.Ayaklarım her ne kadar yorgun olsalarda bana ihanet etmediler.Kalktığım an kan basıncının etkisiyle gözlerim karardı.Kısa bir an hiçbir şey göremedim.Sonra görüntü yavaşça netleşmeye başladı ama bu kez netleşen sadece gözlerimdeki görüntü olmadı zihnimde oluşan seslerde seslerini gözlerimdeki görüntünün netleşme orantısıyla aynı ölçüde yükselttiler.

"Sonsuza dek seninle olacağım" ses Mariah a aitti

"Kalk derdi ve bütün ölüler kalkardı" ses Cebrail e aitti

"Lazarus uyuyor öyleyse onu uyandıralım" ses İsa peygambere aitti

"Öyleyse kalk İsanın lazarusu uyandırdığı gibi sende uyan!" ses bana aitti

 
 
 
 
Yazan:Selçuk Akgül
msn:mavi.alev@windowslive.com
e-mail:info@gardyan.gov
 
Bu yazıya oy verin < çok iyi > < iyi > < orta > < vasat > < kötü >

 

 
Genç yazarlar Kulübü / Web Tasarım : Orhancam