Soğuk bir kasım gecesiydi.Sonbahar derinlerde gömülen ölü duyguları ortaya çıkarmıştı.Ayrılığı körükleyen ölü duyguları.
Aldatılan adamın damarlarından yükselen öfke,suratında bitmeyen bir öfkeyi yansıtıyordu.Elele sonzuza dokunacaklardı oysa.Aşkın ebedi mabedine kapatacaklardı kendilerini.
Kadının derinlerde yaşattığı haykırışı sadakatine bir hançer saplamıştı.Aldatışı,gereginden fazla gördüğü ilgiden kendini koparabilmek içindi.Aşkını kalıplara girmeden özgürce yaşamak istemişti.Oysa birlikte olduğu hiç bir erkekte sevgilisinin sıcaklığını bulamamıştı.Kendisinden intikam alıyordu belkide,Hayatında hiç görmediği bir ilgiye biranda ulaşmak ona boğulma hissi yaşatıyordu.Her aldatışında ruhuna darbeler indiriyordu.Sehvet ışığını ne zaman yaksa ,ardından ruhunun karanlıklarına gömülüyordu.Karanlıktan korktukça o ışığı tekrar yakmaya çalışıyor,ardından gelen karanlık onu kahrediyordu.
Nefretle bakan sevgilisine dönüp;
-Seninle sonzuza dokunacaktık,bende istemiştim bunu.Beni senden uzaklaştıran hiçbir şey olamdı buğüne kadar
-Sonzuz diye birşey yok.biz bugün,bu dakika öldük.Bizde,adı aşk denilen alçalışta.
-Anlıyorum seni.San ulaşmak ,dünyana girmek birkaçyıldır en büyük hayalımdi.Sen herşeyimsin benim.varoluşumsun.
Adam alaycı tavrıyla;
-Bunu birlikte olduğun lanet insanlarada söylüyormusun?
-Her günümüz aynıydı.bir farklılık getirememiştik.Sevgiler,paylaşımlar,yapılanlar herşey aynıydı.Sürekli üstümdeydin.Belki sıkıntı,belkide özgürlük isteği.
-Sen farklılık getirdin ama,benden başka kaç kişinin teni bedenine egemen oldu.Aşağılık fahişe
Adam sinirle kadını ittirip pencerden dışarı bakarak konuşamaya başladı;
-Biliyormusun aşkla nefret arasında ince bir çizgi varmış,o çizgini obür tarafındayım artık
Kadın adamın arkasındaki tekli koltuğa oturup koluğunu aşağı sarkıttı.
-Hatırlıyormusun,elele yürüdüğümüz sahil yürüyüşlerinden sonra kumlarda boğuşurduk.Derdimiz üstümüzü başımızı kum içinde bırakabilmekti belkide,Bu işkenceye sırf kokunu duyabilmek için katlanırdım.Oysa hayatım boyunca kumdan topraktan nefret ettim.Ölümün soğuk bir kayboluş olduğunu hatırlatırdı bana
Adam alaycı tavrını sürdürerek;
-Aman ne fedakarlık!
Kadının sesi soluklaşır,vücüdü karıcalanmaya başlar;
-Artık ölümü sadece kum ve toprak hatırlatmıyor biliyormusun?
-Peki ne hatırlatıyor?
-Seni kaybedebilmek yetebiliyor buna
-Nedense ölümü fahişelik yapmak hatırlatmadı sana.Çünkü senin için birlikte olunup kenara atılacak erkekler vardı.
Kadının ağzını açacak dermanı kalmamıştır.kelimeler ağzından zorlukla çıkmaktadır;
-Hiç öyle olamdı emin ol!Sen benim ilk aşkımdın.Hatırlıyormusun sen olmassan hayatımda,yinede sana sonsuza dokunacağıma söz vermiştim.Seni hep sevdim ve Söz verdiğim gibi olacak herşey.
Kadının başı önüne düştü.Kestiği bileğinden akan kanlar yerde bir göl oluşturmuştu.Aşkının yok oluşunu sonsuzluğuyla engelleyecekti.Ruhu izin vermemişti hiç bir zaman aşkından vazgeçmeyi.
Tahmin ettiği gibi soğuktu ölüm,Derinlerde yaşattığı aşkı onu ısıtmıştı.Yaşarken taşıyamadığı aşkını yanında götürüyordu.Bunu bilmesi rahatlatmıştı onu.
Ardından sesizlik ve karanlık......