herkese merhaba ben yeni üye oldum. sıcak bir ortama benziyor. keyifli vakitler geçireceğimi düşünüyorum. yazımın başlığı polisin günlüğündendi sıradan olduğu için burada değiştirdim.
POLİSİN HAYAT DEFTERİ
Polisliği vatan için seçip anaları
babaları bacıları kardeşleri korumak, bazense bir ağabeylik ablalık yapmak için
sevmiştik biz! Ama hep duygusuz diye yorumladılar bizi. Analar bile çocuklarına,
yaramazlık yaparsan seni polis amcana veririm diyor.
Bize acımasız, bize can yakan
maskesini takmışlar. Biz vahşi olmuşuz biz cani olmuşuz dostlar. Görüyor musunuz
anneler? Şimdi sizin çocuklarınız katil olmuş. Görüyor musunuz anneler? Şimdi
sizin çocuklarınız uyuşturucu bağımlısı ya da çete başı olmuş. Vicdanımız var
diye adımız pisliğe çıkmış gece gündüz demeden sokaklarda güvenliği sağlayan
bizler, işimizin stresiyle yaptığımız ufak yanlışlar göze batar olmuş. Gören
gözler kör olmuş anneler. Kıyılmış canların ardından yemeden içmeden cinayetlerin
faillerini bulduğumuz bizler, o canilere elimizi kaldırdığımızda asıl biz katil
olmuşuz! O canım analarımız bizi sokakta bulmadılar ki; ama etten kemikten
yaratıldığımız hep unutuldu o üniforma içindeyken. O sevdiğimiz üniformamızı
kötüleyerek zehir ettiler çoğu kez bizlere. Ama asla o gururdan vazgeçmedik biz,
bizi sevenleri gördüğümüzde. Çünkü bizler bu ülkenin koruyuculuğunu yapma
yolunda ilk adımı ilkokul hayatında atıp gitmiştik. Nedense o zamanlar, okuyan
adam olur diyen diller şimdi bize kötü gözle bakar olmuş, sırf Türkiye’min
insanlarını, Türkiye’min canlarını koruduğumuz için. Oysa bize taş atanlara,
canımıza kastı olanlara kaç defa koruyuculuk yapmıştık?Kaç defa onlara yardım eli uzatmıştık? Nedense
ekmek parası uğruna canımızı ortaya koyduğumuz hiç bilinmek istenmiyor! Yeri geldiğinde
kendi ihtiyaçlarımızı karşılayamaz oluyoruz. Hatta kendi öz ve öz
çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılayamaz oluyoruz.
Çocuğumun canı bir şey istiyor ve
bana söylüyor. Baba bana şunu alır mısın? Bizse içimizde bir üzüntü ile oğlum,
yeteri kadar paramız yok diyoruz ve susuyoruz. Söyleyin dostlar bizim ciğerimiz
yanmıyor mu? Ben istemez miyim oğlumun istediğini alayım? Oğlumun yüzünü güldüreyim?
Oğlum ise olsun baba en azından sen bizi koruyorsun deyip beni teselli etmeye
çalışıyor.
Saat gece yarısını gösterdiğinde
ise eşim bana dua ediyor Allah’ım ne olur kocama bir şey olmasın yine sağsağlim
bu kapıdan içeri girsin diye. Ben eve girdiğimde ise eşim beni kapıda sevgiyle beklemekte
ben ise Allah’ıma şükretmekteyim. İşte polisin farkı buradadır. İşte polisin
sevgisi bu noktada diğer insanlardan çok farklıdır. Çünkü diğer ailelerin
eşleri o gün eve gelme şansı var. Fakat bizim işimiz hiçte belli değil. Bir
bakarsınız silahlı çatışmada oluruz, bir bakarsınız cinayet yerinde oluruz. O cesetleri
sadece bir doktor görür, bir de biz görürüz. İşte o zaman anlarız sevgiyi de
üzüntüyü de kederi de. Bir bakarız yerde yatan parçalanmış cansız bedene bir de
kendimize bakarız. Belki orada bizde olabilirdik. İşte o zaman anlarız sevgiyi.
O zaman anlarız ölümün ne demek olduğunu. O zaman anlarız dostluğu. Aniden bir annenin
sesi duyulur oğluumm diye. İşte biz o zaman anlarız ailenin ne demek olduğunu. Sonra
bize sorar ne için öldü diye? Ne için öldürüldü diye? Yine o zaman anlarız
insanların bize ihtiyacı olduğuna. Biz mesleğimizi işte bu yüzden seviyoruz.
Soruyorum sizlere; sizler kaç defa yerde yatan cansız bir beden gördünüz?
Sizler hayatınızda kaç defa cana kastedenlere dur demek için ölüm kokulu
yollardan geçtiniz? Kaç defa rüyanızda bir kişiyi kurtaramamanın acısını gördünüz?
Kaç defa uyuyamadınız? kaç defa arka sokaklardan kundaklı, çaresiz bebeleri topladınız?
Sizler kaç defa yarına sapasağlam çıktığınız için şükrettiniz? Bizler sizlerden
daha yakınız ölüme her geçen gün. Ama bizim öldüğümüz günde ise “ şehitler
ölmez vatan bölünmez” sloganı atılacak. İşte size son sorum; Bu sloganı atana
kadar mı böyle davranacaksınız bize?