Genç Yazılar
Genç Hikayeler
Genç Şiirler
Genç Makaleler
Genç Fikirler
Genç Mizah
Haftanın Genç Yazısı
Genç Yazarlar Komitemiz
Üyelik İşlemleri

mail.jpg (2821 bytes)

Yazılarınızı göndermek için tıklayın

 
Bu yazı 504 kez okunmuştur.
suçlu saatler

Bitişler… Yüzüme çarpan dondurucu rüzgâr düşüncelerimi toparlamama yardımcı oldu. Hani derler ya insan ölmeden önce hayatı geçer gözlerinin önünden diye ve çoğu insan da inanır buna. Hayır, öyle değilmiş meğer. İnsanların bana çevrilmiş gözlerindeki o küçümser bakışlar ve sadece bir defa gördüğüm, belki de hiç görmediğim insanların yüzleri geliyor gözümün önüne. İlk önce bulanık bir görüntü beliriyor. Yüzler birbirine karışmış, insanlar seçilmiyor. Sanki hızla kendi etrafında döner gibi dönüyor o kargaşa etrafımda.

         Uçuyorum… Evet, evet uçuyorum. İlk başım dönüyor, sonra alışıyorum kargaşaya. Yavaş yavaş durmaya başlıyor her şey. Yüzler daha da belirginleşiyor. Kim olduklarını anlamaya çalışıyorum. Hayatıma girenleri veya girmeyenleri seçiyorum arasından. Tanımadığım çok kişi var etrafımda. Sanki tanıyıp da kim olduğumu hatırlayamamışlar gibi bakıyorlar yüzüme. Dikkatle… Onlarca düşünce geçiyor akıllarından, bakışlarından anlayabiliyorum.

         Aniden tekrar dönmeye başlıyor, hızlanıyor. İlkinden daha da hızlı sarıyor etrafımı. Her şey o kadar birbirine girdi ki anlamıyorum dönenin kim olduğunu. İnsanlar mı, yoksa ben mi?

         Aklım gelgitler yaşarken birden kararıyor her şey. Duruyor ve sessizliğe bürünüyor. Bana saatler gibi gelen o birkaç saniyelik karanlık, bedenimi yakan bir acıya dönüşüyor. Kulaklarım uğulduyor, nefes almakta zorlanıyorum. Vücuduma saplanana bıçaklar yüzünden hareket edemiyorum. Canım çok yanıyor, daha önce hiç olmadığı kadar. Olmamış mıydı? Hatırlamıyorum. Ama hiç de yabancı gelmiyor.

         Zihnimdeki düşünceler anlamını yitiriyor, uzaklaşıyorlar benden. Geriye kalan tek şey büyük bir boşluk oluyor. Derin ve sonsuz…

         Birden onu görüyorum karşımda. Bembeyaz silueti bölüyor karanlığı. Elini bana uzatmış, gülümsüyor. Ben de gülümsüyorum. Elimi uzatmaya çalışıyorum ama engel oluyor o acı. Farkına varıyor, daha da istekli çağırıyor beni. Uzanmaya çalışıyorum, yine olmuyor. Defalarca deniyorum. Tam pes etmek üzereyken adımı fısıldıyor, son kez denememi ister gibi. Uzanıyorum ve başarıyorum bu sefer, dokunuyorum eline. Sıcak. Kendine çekiyor bu sıcaklık beni. Tutuyorum elini sıkıca, hiç bırakmıyorum. Sıcaklık yayılıyor vücuduma hızla. Çıkıyor bedenimdeki bütün bıçaklar, geçiyor acım. Daha az üşüyorum artık. Yanına çekiyor beni. Birkaç saniye önce hareket edemeyen ben, bir güvercin gibi özgürüm onun yanında. Rahatlıyorum. ‘Buraya kadarmış her şey’ diyorum kendi kendime. Derin bir nefes almak istiyorum, ama bir tuhaflık var. Bir şeyler olması gerektiği gibi değil. Fark etmem sadece bir saniyemi alıyor. Yüzümü çeviriyorum ona ve gülümsüyorum. O da gülümsüyor.

         “Özür dilerim.”diyorum son kez. Elimi hafifçe sıkıyor, affedildiğimi anlıyorum. Tek bir düşünce geçiyor aklımdan.

         Nefes almadan da yaşayabilmek güzel şeymiş…

Belirtilmedi
Bu yazıya oy verin < çok iyi > < iyi > < orta > < vasat > < kötü >
 
Genç yazarlar Kulübü / Web Tasarım : Orhancam